Kasım 2011 75.Sayı  


Siyaset
GENÇOSMANOĞLU: Demokrat Parti bir misyon partisidir
31.11.2011
Demokrat Parti (DP) Samsun İl Başkanı Mustafa Gençosmanoğlu ile Dergimiz İmtiyaz Sahibi Süleyman Balcıoğlu dobra dobra bir söyleşi gerçekleştirdi. AKP iktidarı ve muhalefet partileri CHP ve MHP"yi eleştiri bombardumanına tutan Başkan Gençosmanoğlu, Demokrat Parti Lideri Namık Kemal Zeybek"in siyasi misyonununu ve vizyonunu açık bir şekilde ortaya koydu. Başkan Gençosmanoğlu; AKP Hükümeti"nin terörle mücadele, ekonomik ve sosyal politikalarına ağır eleştiriler getirirken; muhalefet partilerinin ise yeterli muhalefet yapamadıklarından yakındı ve adeta iktidarla işbirliği yaptıklarını ima etti. Türk halkının ve gençliğinin "iki Mustafa"yı" çok iyi anlamaları gerektiğini vurgulayan Başkan Gençosmanoğlu, "Demokrat Parti1946 yılında kurulmuş, bir misyon partisidir. DP asla ideoloji partisi değildir. Demokrat parti; Milliyetçi, muhafazakar, cumhuriyet değerlerine saygılı bir partidir. Bugün biz bu iki Mustafayı doğru anlatacağız. Genel Başkanım Sayın Namık Kemal Zeybek, şöyle diyor: iki Mustafa"yı doğru anlatırsak, bu ülke yanılmaz, bir bu dünya için Mustafa Kemal"i anlatalım; iki ahiret için Muhammed Mustafa"yı anlatalım. İki Mustafa"yı doğru anlatamadığımız için durum bu hale geldi. Biri dünya için yol göstermiş, biri de ahiret için yol göstermiştir" diyor. Hükümetin, anayasa değişikliği ve yerel yönetimlerin özerkleşmesi için çalışmaları olduğuna dikkat çeken Gençosmanoğlu, " Sayın Başbakan diyor ki: "Valileri halk seçsin." Hani Anayasa"ya koyacaktık, hatırlıyor musunuz? Şimdi, Anayasa"da ve kanunlarda Valileri halk seçsin dediğiniz zaman; Samsun"da beni seçersiniz, bir sıkıntı olmaz; İstanbul"da Mehmet Beyi seçersiniz yine bir sıkıntı olmaz; ama doğuda seçilcek olan kimdir biliyor musunuz? KCK"lılar, kim bunlar Kovan Civangir Kürdistan, yani PKK"nın siyasi kanadından kişiler, işte Hasip Kaplan vs gibiBunlar seçildiği zaman ne olacak? Sayın Başbakanımızın Avrupa Birliği"nde imzalamış olduğu anlaşmalara göre halkın kendi kendini yönetme hakkına sahip olacak ve 10- 15 İl"in Valisi oturacak, diyecek ki: "Biz Türkiye"yi tanımıyoruz, askeri kanadımız PKK, bayrağımız paçavra, dilimiz bu, biz devletiz." Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak ya bunu tanıyacaksınız, ya da savaşacaksınız. İşte o zaman iç savaş kaçınılmazdır. Ben şunu samimiyetle söylüyorum ve kamuoyunun dikkatine bırakıyorum. Sayın Başbakanımız doğuyu bölmek istiyorsa, uygulamış olduğu politika doğrudur. Yok, kazanmak istiyorsa yanlıştır" diye konuştu. Kendilerinin, 12 Haziran seçimleri öncesinde Samsun"u karış karış gezdiklerine ve bütün bilgileri ile düşüncelerini Samsun halkı ile paylaştıklarına dikkat çeken başkan Gençosmanoğlu, bu çalışmalarının basın kuruluşları tarafından dikkate alınmadığını ve yeterince yer verilmediğini vurguladı. İşte o söyleşi...
Sayın Başkanım, şu anda iktidarda olan Tayyip Erdoğan Hükümeti"nin politikalarını ve icraatlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sözlerime mevcut hükümetin her şeyini eleştirebiliriz diyerek başlamak istiyorum. Bütün partilerin; ekonomide, siyasette, eğitimde ayrı ayrı, farklı farklı siyasi görüşleri olabilir. Ancak söz konusu olan vatan ise siyasetteki farklılıkların yok olması lazım diye düşünüyorum. Sayın Başbakan kimseyle muhatap olmuyor, kimseye saygı duymuyor. Kalkıp diyor ki, -bunu kalkıp ben veya bir başkası konuşsa milletvekillerimiz kınar- ama bu Sayın Başbakan’ın ifadesi: "Biz eşeği sağlam kazığa bağladık" diyor. On yıl evveli bahsettiğimiz zaman ben de soruyorum: Eşek bu zamana kadar serbest miydi? Ben de onu anlayamıyorum. Bu eşeği on yılda yeni mi yakaladınız?  On yıl evvel verdiğiniz sözlerin, on yıl sonra fiyaskoya dönüştüğünü gördüğünüz halde ne elde etmek istiyorsunuz. Zamlara karşı değilim. Vurun, bire beş vurun, ama aldığınız parayı ne yapacaksınız. İşte, ben bunu da anlayamıyorum. Zamlar olsun, zaten zamlara bir şey dediğim yok. Bu bir ekonomi politikası değil mi? Ama aldığın parayı ne yapacaksın. Bunu halka anlatmak, halkın bunu bilmesi lazım diye düşünüyorum. Sıkıntı nerede biliyor musunuz? Üretim yok! Neden üretmiyorsun da, faturasını bana kesiyorsun. Sen üretmiyorsun da, seksen yıllık cumhuriyet tarihine hakaret ediyorsun, hesap sormaya kalkıyorsun. Sen, seksen yıllık cumhuriyet tarihinde yapılmayan yolları ben yaptım diyen Sayın Başbakanımız değil misin? Lütfen kayıtlara bakın, Fener Rum Patriği, 80 yılda alamadığı tavizleri senin sayende aldı. Kanunlarımıza ve geleneklerimize göre tanımlanan birçok olumsuz hareket ve eylem suç olmaktan çıkmıştır. Ben, Avrupa Birliği kriteri falan anlamam. Benim, misyonum farklı, amelim farklı, dolayısıyla bunları halkımın dikkatine ve takdirine bırakıyorum. Yoksa kömürle falan olacak iş değil. Bugün çalışacak adam bulamıyoruz. Adama diyorsunuz ki; gel sana 800 TL maaş, şu işi yap. Millet, ne çalışacağım 800 TL’ye diyor. Niye, devlet bazı imkanlar vermiş. Çalışmadan paraveriyor, yaşamak için gerekli olanları veriyor. Neden çalışsın ki vatandaş? Bunu ne ile finanse ediyorsun. Peki esnaf ne yapacak? Onun için halkıma hep şunu söylüyorum. Bahis konusu vatansa gerisi tefarrauattır. Devletin tek dili olur, tek bayrağı olur, tek vatanı olur. Biz yarın Diyarbakır’a pasaportla mı gideceğiz. Peki, benim verdiğim vergilerle oraya yatırımlar yapılmadı mı?  O vergileri ben verdim, ben çalıştım, ben askerlik yaptım. Herkes bir şeyler verdi, doğuya yatırım yapıldı. Ne oldu bu GAP? Çok merak ediyorum. Samimi olarak merak ediyorum. Sayın Başbakan bir yatırım yapıyor. Ama bu yatırımı yaparken şov yapıyor. Ne bileyim, hapishane açarken medya ile şov yapıldığını da ilk defa onlarda gördüm. Orada, GAP’ta bir şey yapsalar, inanıyorum ki elli sene bunu kafamıza vururlardı. Zaten GAP’ta üretim olsa terör olmaz. Barzani’ye dönelim. Ne oldu bu Barzani? İki sene önce terör yanlısıydı. Başbakan, seçimlerden üç ay evvel neredeydi? Kuzey Irak’ta kiminle oturuyordu. Barzani’yle. Ne yapıyordu? Saz çalıyordu, sohbet ediyordu. Aile ziyareti miydi, sohbet miydi? Ben bilemem. Ben Devlet Başkanıyım diyor Sayın Başbakan, dünya lideri diye anılıyor. Dünya lider olan biri; terör yanlısının ayağına gitmez, muhatap olmaz, oturmaz. Sen, muhalefetle muhatap olmayacaksın da, Barzani’yle mi muhatap olacaksın. Bunu da halkımızın dikkatine sunuyorum. Şunu soruyorum: Barzani ile ne konuştun? Bunu halkımıza açıklaman lazım. Gelelim Suriye’ye. Bunları artık dünya kabul etmiyor. Biliyorum çok eleştiri alacağız, ama samimiyetimle söylüyorum. Sekiz ay evvel, Beşar Esad ile beraber Asi Nehri üzerinde Dostluk Barajı temeli atıldı mı? Sayın Başbakan, onunla beraber dünyaya dostluk görüntüsü verdi mi? Orada ne dedi. Esad, benim kardeşimdir dedi. Bu dostluk, dünyaya örnek olacak demedi mi? Ne oldu da altı ay sonra Esad, dünyanın en kötü adamı oldu. Ne oldu biliyor musunuz? Başbakan’ın ayak bastığı ülkelere bakın: Mısır’a gitti Hüsnü Mübarek gitti; Libya’ya gitti Kaddafi yıkıldı; Suriye’ye geldi, Suriye karıştı. İşte gördüğünüz gibi; Siyonizm’in istediği, yani Başbakan’ın iftarla söylemiş olduğu Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı oldum dediği yapılanmanın birinci ayağı otoriteyi bozmak, eğer bir ülkede otoriteyi bozarsanız, hâkim olma şansınız yüzde yüzdür. Otoritenin olmadığı yerde medyayı istediğiniz gibi kullanırsınız, iç savaş çıkartırsınız ve şu anda da bildiğiniz gibi Suriye büyük bir sıkıntı içerisindedir. Peki, ben Sayın Başbakan’a soruyorum: Dünya lideri olan insan, ileriyi gören insan demektir. Sen altı ay sonra Esad’ın bu duruma geleceğini göremedin mi? O zaman sen çıraksın ve halen daha çıraksın. Bir şey daha soruyorum: her çırağın bir ustası olduğu gibi, senin ustan kimdi diye de soruyorum, söyle senin ustan kimdir? Ben çırak değilim. Ben siyasi bir kulvarda yürüyorum. Liderim de Namık Kemal Zeybek"tir diyorum. İşte bunları soru işareti olarak halkımıza dergilerde, haberlerde bildirirseniz, halkımız da bunları sorgular. Sayın Başbakan, Allah aşkına lütfen dikkat edin; Demokrat Parti’yi Ergenekon ile eşleştirmeye, beraber anmaya çalışıyorlar. Siz bu barajları, üniversiteleri,  eğitim fakültelerini, yolları, sağlık kampüslerini falan görmediniz mi? Bunlar ne zaman oldu? Sizin yaşınızdakiler gözünü açınca bunları gördü. Eski insanlara soruyorum, bu hükümet ne yapmıştır. Yani, burada Sezar’ın hakkını verelim. Ha, çok güzel oynamıştır eyvallah. Teknolojinin imkânlarını kullanıp sağlıkta reform dediği şey, iletişimle bilgisayarın getirmiş olduğu programları birleştirmiş, sıra beklemiyorsunuz. İlk dört ay, dört veya beş sene sağlıkta ücretsiz dediler. Özel hastaneleri yapmalarının sebebi rant sağlamaktır. Bugün eğitimle, sağlık bir sektör haline gelmiştir. Peki, bugün soruyorum: ilaç bedava dediniz.  Bugün duyduğuma göre para alıyorlar. Bakın, yavaş yavaş para almaya başladılar. Ben mühendis değilim, işadamıyım, ama şunu soruyorum: Benim bildiğim yol istimlâkle yapılır. Siz, AKP Hükümeti olarak nereyi istimlâk ettiniz, söyler misiniz? Siz Demokrat Parti’nin misyonunun yapmış olduğu yolların istimlak edilmiş yerlerinin sağını solunu açıp bugünkü yolları yapmışsınızdır. Sayın Başbakan’a bir şey daha diyorum. Türkiye, İstanbul’dan ibaret değildir. İkinci İstanbul yaratacağına, oraya yapacağın masrafla seksen bir vilayete iş imkânı sağla da bütün Türkiye İstanbul’a taşınmasın. Samsun’un meseleleri farklı meseleler, kentsel dönüşüm adı altında ne olduğu bilinmeyen bölüşümler yapılıyor. Ama millet sesini çıkarmıyor, çıkaramıyor. Millet korkuyor, buna bağlı olarak da bir bananecilik başladı. Şimdi ona ihtiyacı var. Orta direğe çöktü. Başbakan bizi kazığa bağladı.
Türkiye’nin de, Hükümetin de en önemli sorununun terör olayları olduğunu biliyoruz. Ancak, 30 yılı aşkın bir süredir teröre bir türlü çözüm bulamıyoruz. Her gün şehit veriyoruz ve Türk Milleti olarak kan ağlıyoruz. Başkanım, siz; terör olaylarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Buna nasıl dur diyebiliriz?
Seçim zamanı söyledim, şimdi de söylüyorum. O zaman şunu söyledim: İstanbul"da barışı koruma adına bir toplantı yapıldı. Bu toplantıya katılanlar İzak Alaton, Leyla Zana, MİT Müsteşarı ve İstanbul Belediye Başkanı"dır. Orada, İzak Alaton: "Abdullah Öcalan ev hapsine alınmalı, daha sonra da tamamen serbest bırakılmalı. Bunu Meclis tek başına yapamaz, bunu sivil toplum örgütleri, parti liderleri desteklemeli, kamuoyuna ve halka alıştırmalı" diyor. Daha sonra Leyla Zana kalkıp diyor ki: "Türkiye Cumhuriyeti iki şeyi kabul etmekle mükelleftir. Bunlardan biri: Abdullah Öcalan, ölümsüz liderimiz; ikincisi: PKK askeri kanadımız." Terörist başı diye hitap ettiğimiz, ama AKP zamanında Sayın Öcalan olan terörist başı ile ilgili anlatmak istediğim şudur: alıştırıldı mıydı da halen sayın diye hitap ediliyor. Ben asla sayın diyemem. Abdullah Öcalan"ın gönderdiği bir mesaj var. Terörist başı diyor ki: "Eğer Başbakan 13 Haziran"dan sonra, demokratik açılım altında vermiş olduğu sözleri yerine getirmezse kan gövdeyi götürecektir." Bugün söylediklerinin yerine getirildiğini görüyoruz. Neydi bu vaatleri? Sayın Başbakan diyor ki: "Valileri halk seçsin." Hani Anayasa"ya koyacaktık, hatırlıyor musunuz? Şimdi, Anayasa"da ve kanunlarda Valileri halk seçsin dediğiniz zaman; Samsun"da beni seçersiniz, bir sıkıntı olmaz; İstanbul"da Mehmet Beyi seçersiniz yine bir sıkıntı olmaz; ama doğuda seçilcek olan kimdir biliyor musunuz? KCK"lılar, kim bunlar Kovan Civangir Kürdistan, yani PKK"nın siyasi kanadından kişiler, işte Hasip Kaplan vs gibi…Bunlar seçildiği zaman ne olacak? Sayın Başbakanımızın Avrupa Birliği"nde imzalamış olduğu anlaşmalara göre halkın kendi kendini yönetme hakkına sahip olacak ve 10- 15 İl"in Valisi oturacak, diyecek ki: "Biz Türkiye"yi tanımıyoruz, askeri kanadımız PKK, bayrağımız paçavra, dilimiz bu, biz devletiz."  Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak ya bunu tanıyacaksınız, ya da savaşacaksınız. İşte o zaman iç savaş kaçınılmazdır. Ben şunu samimiyetle söylüyorum ve kamuoyunun dikkatine bırakıyorum. Sayın Başbakanımız doğuyu bölmek istiyorsa, uygulamış olduğu politika doğrudur. Yok, kazanmak istiyorsa yanlıştır. Biz Demokrat Parti olarak ne yaparız: Ben diyorum; doğuyu batıya değil, batıyı doğuya taşıyalım. Yani apartman kültürünü götürelim, okulu götürelim, hizmeti götürelim, sanayiyi götürelim ki, GAP Projesi"ni büyütelim ve bitirelim, gençlerimizi orada eğitelim, asker ve polisimizi de orada güçlü kılalım. Devlet otoritesinin olmadığı yerde, anarşi her zaman baş kaldırır.
Sayın Başkan, bütün bunları halkımız bildiği halde, 12 Haziran 2011 seçimlerinde halkımızın yüzde 50"si neden AKP dedi?
Bakın, burada açık bir şekilde ifade ediyorum. AKP"nin yüzde 50 oyu yoktur. Biz seçim süreci içerisinde Samsun"un17 ilçesini dolaştık. Tüm Samsunlularla konuştuk. Milletin AKP"yi istediği için oy vermesi diye bir şeyi kabul etmiyorum. Bunu halkımız, gerek ifadesi ile gerekse çeşitli imalarla bize anlatmaya çalıştı. Ama kiminin bir yağ tabakası var, kimi bankalara borçlu, kimi istikrar sürsün sloganıyla devam etti veya kriz olur diye millet AKP"ye yüklendi. Kimileri korkuyor, korku imparatorluğundan dolayı oy verdi . Şimdi soruyorum: Siz el açarken, nasıl mutlu oluyorsunuz? Ben bunu soruyorum. Hem sizden bir şey dileniyorum, hem de size şükrediyorum. Böyle birşey yok. Samsun"da Azot satıldı, Bakır satıldı, Tekel özelleşti. Bugün çiftçi, köyünden kalkıp gelerek marketten yumurta aldığına göre, bu yumurtayı Avukat mı üretecek, bu sütü Avukat mı üretecek diye soruyorum. Bu, çiftçinin işidir diyorum. Kemal Atatürk: "Çiftçi, köylü milletin efendisidir" demiştir. Bugün efendinin kim olduğu görülüyor. Köylünün ayağında çarığı yok, ama ben AKP"liyim diyor. Adam, televizyonlarda akşama kadar onu seyrediyor. Televizyonlarda, basında yer alan başka parti yok ki! Biz konuşuyoruz, konuşuyoruz, medyada yer alamıyoruz. Benim sayın genel başkanım defalarca konuştu. İnanıyorum ki, Sayın Genel Başkanım Namık Kemal Zeybek"i halkımız dinlesin, her şeyi anlayacak. Seçim sürecinde söylediği önemli anekdotu söyleyeyim: İki adamız var. Eşek Adası ve Bulamaç Adası. Bu adalarımızın Yunanistan"ın işgali altında olduğunu söyledi. Bunu da Sayın Başbakan"a resmen söyledi. Ancak basın buna yer vermedi. Yunanistan Başbakanı, kış olimpiyatları için geldiği Erzurum"da şöyle diyor: Askerimiz, Ege"de tatbikat yapan uçaklarımız, Eşek ve Bulamaç Adaları üzerindedir. İnanmazsanız, kayıtlara bakın. Sayın Genel Başkanım: Başbakan ne yapmaya çalışıyor diyor. İfadeleri belgeleriyle beraber bizdedir. Ve Ege"de tatbikat yapılacağı zaman Sayın Genel Başkanım Namık Kemal Zeybek, Didim"de miting yapıyor ve Ege"deki tatbikat iptal ediliyor. Çünkü bilindiği gibi bir Eşek ve Bulamaç Adaları da Yunan adası yapılacak ve Sayın Başbakan diyor ki: "Biz de yarın Yunanistan gibi mi olalım?" Evet, zaten olacaksın. Niye olacaksın: Çünkü Yunanistan her yeri sattı, üretmedi bitti. Bunları haber yapın lütfen. Bugün Samsun"da İcra Dairelerine bakalım. Kaç taneydi, kaç tane oldu. Bu artışın gerekçesi nedir? Bana kimse nüfus arttı diyemez. Yani nüfus arttığı zaman suç oranı da artacak diye bir mantık yok. Bankalardan kredi çekiyorlar, çekmesinler. Bu kimin suçu? AKP"nin. Sen özendirdin. Sayın Başbakan, 2023 vizyonu dedi. 2023"e 12 sene var. "12 sene sonra ekonomi çok iyi olacak" dedi. Ya ne oldu? Biz bunu seçim zamanı söyledik. 12 Haziran"dan sonra gerçekler ortaya çıkacak dedik. Daha durun, neler olacak. Biz bunun olmasını kesinlikle istemeyiz. Yeter ki kan dursun. Benim affedemediğim tek şey; terör. Bizim siyasette makam diye bir sevdamız yok. Bugün şehit olan o 24 kişi senin oğlunda olabilirdi, ağabeyin de olabilirdi.
Bütün bunlar gözönünde bulundurularak; AKP"nin halkı nasıl ikna ettiğini, bize söyleyebilir misiniz?
Halk neye bakıyor, söylemlere bakıyor. Halk, muhalefet partisinin hareketlerine bakıyor. Şimdi iktidarın başarısı yok. Muhalefetin zafiyeti var. Yani geçtiğimiz günlerde Trabzonspor"un İnter"le bir maçı vardı ve 1-0 yendi. Trabzonspor iyi olduğu için maçı almadı. İnter kötü oynadığı için aldı. Sayın Başbakan"ın söylemleriyle beraber ve karşısındaki muhattapları da zayıf olduğu için kazanıyor. Kılıçdaroğlu gibi, Devlet Bahçeli gibi liderler, muhalefeti, muhalefet gibi yapamadıkları için, doğruyu konuşamadıkları için, daha doğrusu bunları destekledikleri için, yani nasıl ifade edeyim: siyasi şike diyeyim, yani nasıl futbolda şike varsa, siyasette de bunlar şike yapıyor. Siyasi şike yapıyorlar ve Sayın Başbakan"a şunu kazandırıyorlar. Bu şikenin ifadesi bir gün verilecek, sandıkta verilecek. Sen cumhuriyet değerlerinden bahsediyorsun, sen Başbakan"a konuşuyorsun. Kılıçdaroğlu seçimlerde ne dedi: "Ermenistan kapısını açacağım" dedi. Kılıçdaroğlu, Başbakan"ın annesinin cenazesine gitmedi. Niye, halk tepki göstersin diye! Bu şike değil de ne yani. Onun için halkın yapacak bir şeyi yok. Ben halkımıza kızmıyorum. Halkımız temiz yürekli, ama yeri geldiğinde Osmanlı tokatını vuracak başka bir millet yoktur.
Biraz da Demokrak Parti"yi (DP) konuşalım. 12 Haziran"da ülkemiz genel seçim geçirdi. DP bu seçimlerde neler yaptı? Alınan sonuçları nasıl değerlendiriyorsunuz
12 Haziran 2011 seçimlerine; Samsun"un 17 ilçesinde seçim arabalarımızla, ilçe teşkilatlarımızla birlikte birebir sahaya indik. Gitmediğimiz köy, gitmediğimiz ilçe kalmadı. Samsun"da büyük bir miting yaptık. Birinci sırada AKP, ikinci sırada ana muhalefet partisi CHP"nin mitingi, üçüncü ise Demokrat Parti"nin mitingidir. Bizim herhangi bir ekonomik desteğimiz olmamasına rağmen, devletten herhangi bir yardım almamamıza rağmen, gönüllülerimizle beraber bu mitingi yaptık ve önemli mesajlar verdik. Yok sayılan bir Demokrat Parti"nin sahada olduğunu herkes gördü. Sayın Genel Başkanımız da gördü. Sayın Başbakanımız samimiyse ve özellikle kamuoyuna şunu sormak istiyorum:  bir tane iktidar partisi vekili, bakanı, il başkanı medya karşında muhalefetle niye karşı karşıya gelmiyor? Otursunlar konuşalım. Sizin şu anda bana sorduğunuz soruları ben soracağım. Lütfen siz de sorun. Kuzey Irak"ta Barzani"yle görüşmenin amacı neydi? Sonucu neydi? Suriye"de Esat"la beraber olan birlikteliğin amacı neydi? Niye böyle oldu? 10 evvel geldiğiniz zaman bütün değerleri sattınız, peki aldığınız paralar nereye gitti? Efendim, işte biz borç kapattık. Tamam 300 milyar olan borç, şimdi nasıl 700 milyar oldu. Bir şeyin artması için yapılanma olmalı, yapılanma yok. Başbakan, 80 yıla vurgu yapıyor. Seksen yılda o günkü imkanlarla yapılan, o günkü yetersiz teknik ve mali imkanlarla yapılan o değerler nerede? Bunları düşünün, zamana bakın. O insanlar okullar yaptılar, yollar yaptılar, barajlar yaptılar daha neler neler yaptılar. Sayın Başbakan sadece yol yaptık, sağlık alanında yatırımlar yaptık diyor. Sayın Başbakan diyor ki; yolu biz yaptık. Yolu, devletin bir birimi olan Karayolları yaptı. Ama biz yaptık diyor. Ama, PKK ile görüşen MİT diyor. Peki, MİT kimin kolu, niye biz konuşuyoruz demiyorsun. Bunu da sorun, bırakın cevabı halk versin. Seçimde biz elimizden geleni yaptık. O zamanın vekil adaylarımızla beraber AKP"nin, hepsinin cevabını vermişizdir, hepsine de vurgu yapmışızdır. Muhalefete de vurgu yapmışızdır. Yani muhalefet de görevini yapmıyor. Muhalefet de aldığı görevini, AKP gibi yapmıyor. AKP, halkımızı refaha ulaştıracağı yerde, kendi ifadeleri ile bizi kazığa bağladılar. Başbakan da bunu resmen söyledi. Bunu ben söylemiyorum. Şimdi Türkiye"de iki tabaka oluştu. Üst düzey tabaka, bir de yerde sürünen tabaka. Orta direk diye bir şey kalmadı. Orta direğe de Başbakan geldi, kazığı dikti.
DP"den biraz bahseder misiniz?
 Demokrat Parti1946 yılında kurulmuş, bir misyon partisidir. DP asla ideoloji partisi değildir. Demokrat parti; Milliyetçi, muhafazar, cumhuriyet değerlerine saygılı bir partidir. Sayın Namık Kemal Zeybek, bu ülkenin değerli bir evladıdır. Namık Kemal zeybeği anlamak demek, DP" yi anlamak demektir. Öncelikle partimizin ne olduğunu anlatmak, logosu nedir,  misyonumuz nelerdir ve genel başkanımız kimdir sorularına cevap vermek istiyorum. Dikkat edin hükümet, hayatta ağzına; ne Demokrat Parti"yi, ne de Namık Kemal Zeybeğin ismini alıyor. Neyi ağzına alıyor, Adnan Menderes"i ve Özal"ı. Birini sağına koyuyor, birini soluna koyuyor. İstediği şudur. Merkez saga oturmak. Siz, merkez saga oturamazsınız. Çünkü siz merkez sağdan çıkmadınız! Siz, okyanus ötesinden üflendiniz. Ama biz burda oturuyoruz. Bugün yorgunuz. Anlatacağız, geleceğiz. Ülkenin refahı için, ülkenin kalkınması için, terörün bitmesi için, ülke bütünlüğü için tek çare Demokrat Parti ve Demokrat Parti zihniyetidir. Eğer Sayın Başbakan, gerçekten Demokrat Parti zihniyetini yaşama geçirmeyi, yaşamayı düşünüyorsa, biz onu Demokrat Parti"nin başında isteriz. Gelsin, tövbe etsin, gelsin. Bizim partimiz Mevlana gibidir. Bizde mezhep çatışması yoktur. Kimlik sorunumuz yoktur. Siyasi görüş sorunumuz yoktur. Ülkenin bütünlüğünü isteyen, ülkenin refahını ve kalkınmasını isteyen herkes partimize gelebilir, partimiz ve ülkemiz için mücadele edebilir.  Biz Demokrat Parti"yiz. Doğru yol bünyemizde var, bu bir isimdir. Amblemlere takılamayalım, fikriyatımız birdir. O gün Altın Yıldız kumaş giydik, bugün Sarar giyeriz. O gün biz, darbelerle yıkıldık, bizi kimse yıkmadı. 1960 yılında darbe yapıldı. 1963"ten sonra Süleyman Demirel, Sayın Cumhurbaşkanımız, Adalet Partisi"ni kurdu. 1980 yılında darbe yapıldı, ANAP olarak ortaya çıktık. Ondan sonra Doğru Yol olarak ortaya çıktık ve dedik ki; ismimize, aslımıza dönelim. Demokrat Parti; 1946 yılında neyse, bugün yine odur. Ama biz, o zaman ki geçmişimizle  de gurur duyuyoruz. İleriye vizyon sunuyoruz. AKP gibi senaryo çizmiyoruz, vizyon sunuyoruz. 2023 deyip de, 2011"de fren yapmıyoruz. 2023 yılının gereklerini yapacaklar, ben seçim sürecinde de söyledim. Açın basına, gazetelere, bakın.  Şimdi de söylüyorum ve yine söylüyorum. Bu bir sinemadır, bu bir oyundur. Bu oyuna kanmayalım! Halkımız uyutulmuş, ama uyandırma zamanı geldi. Yani Demokrat Parti halkın bünyesinden ortaya çıktı. Biz 1946 da yaşamıyoruz, ama o misyonla yürüyoruz. Aslımıza sahip çıkıyoruz. İleriye vizyon sunuyoruz, olay budur. Milli mücadele de böyle ortaya çıktı. Atatürk, 1919 da Samsun"a çıktığında yanında onsekiz kişi vardı. Anlattı, anlattı, gezdi, gezdi ve cumhuriyet kuruldu. Bugün biz bu iki Mustafayı doğru anlatacağız. Genel Başkanım Sayın Namık Kemal Zeybek, şöyle diyor: iki Mustafa"yı doğru anlatırsak, bu ülke yanılmaz, bir bu dünya için Mustafa Kemal"i anlatalım; iki ahiret için Muhammed Mustafa"yı anlatalım. İki Mustafa"yı doğru anlatamadığımız için durum bu hale geldi. Biri dünya için yol göstermiş, biri de ahiret için yol göstermiştir.
Sayın Tansu Çiller, uzun zaman partinizin genel başkanlığını ve ülkemizin de Başbakanlığını yapan bir lider.  Sayın Çiller, Ülkemizin ilk kadın başbakanı olarak kadınlarımız için güzel bir örnek oldu. Bundan yola çıkarsak, şunu da öğrenmek istiyorum. Partinizin yönetimlerinde, hala kadın yöneticiler var mı?
Tabi ki var. Ama herkes ön plana çıkmak, görünmek istemiyor. Yeni yapılandırmalarımızda hepsi ortaya çıkacak. Genel merkezimizde de var, teşkilatımızda da var. Yeni yapılanmalarla beraber eskisi gibi yolumuza yürüyeceğiz. Tabi ki Tansu Çiller farklı bir isim. İlk kadın Başbakanımız ve çoğundan da dirayetli başbakanımız ve terörü sıfır noktaya getiren ve Kardak Kayalıkları"nda "Bu bayrak ya inecek ya inecek" diyecek kadar cesur bir kimliğe sahip bir insan. Biz diyoruz ya geçmişimizle gurur duyuyoruz. İşte gurur duyduğumuz geçmişimize güzel bir örnek de Sayın Çiller"dir.
Bizim toplumumuzda, genel olarak her şey devletten beklenir. Size göre, her şeyi devletten beklemek yanlış mı?
Devlet yatırım yapar, devlet yatırım yapmaz diye bir olay yok. Bu devletin asli görevidir. Bugün doğuda Uranyum Madeni çıkacak, bunu kim çıkaracak? Bunu özelleştirip bırakırsak, rant sağlanır. Haksız kazançlar olur. Devlet tabi ki yatırım yapacak. Devlet, baraj da yapacak, okul da yapacak. Peki, Sayın Başbakan her şeyi özelleştirdi de TOKİ"yi niye özelleştirmiyor? Bunu da kamuoyunun dikkatine bırakıyorum. Her şeyi özelleştirdi, bir yargı ile TOKİ kaldı. O zaman TOKİ"yi de özelleştirsin. Ha, niye yapmıyor? Çünkü orada bir hesap var. O soruları siz sorun, medya sorsun. "Sayın Başbabakanım, TOKİ"yi neden özelleştirmiyor sunuz?" diye sorun, yoksa özelleştirme süreci anlaşması mı dolmadı, yoksa TOKİ özelleştirilirse Türkiye"de bina mı yapılmaz? Bakın devletin iki önemli vazifesi vardır: eğitim ve sağlık. Benim anladığım kadarıyla artık biz dikdatörlüğe doğru gidiyoruz ve bunun sonucunda ortaya şu çıkacak: ya Sovyetler Birliği"nde olduğu gibi Kominizm rejiminde, yani herkes harcama yapmasın tek düze yaşasın diyorsun; ya da Sayın Başbakan"ın dediği gibi: "şunu yapma-bunu yapma!" Ya kardeşim, ben kazandığım paranın hesabını sana mı soracağım. Ha, sana sorarsam, o zaman hür bir demokraside yaşamıyorum demektir. Bunu mu anlatmak istiyorsun.
Kamuoyuna son olarak neler söylemek istersiniz?
Kamuoyuna sunu söylüyorum. Olaylara duygularıyla, inançlarıyla bakmasınlar. Olaylara tarafsız baksınlar ve yanlı haberleri izlemesinler. Okusunlar ve ülke için geçmişten örnek alarak, -dünya tarihine bakacak yapımız yok- ama en azından geçmişe bakarak birşeyler anlayacak yaştayız. Buradan gençlere sesleniyorum: Lütfen geçmişinizi, tarihinizi okuyun. Birinci vazifeniz ülkenin birliği ve bütünlüğüdür. Büyük Atatürk"ün dediği gibi: "Birinci vazifen ülkeyi korumaktır." Ve iki Mustafa"yı çok iyi anlayalım. Genel Başkanım Sayın Namık Kemal Zeybeğin dediği gibi; iki Mustafa"yı anladığımız zaman Türkiye"de herhangi bir sıkıntı olmaz. Anlamadığın zaman dinler arası dialog çıkar. İşte, bugün görüyorsunuz. Bugün, İstanbul"da Fener Rum Patriği benim cahilhane görüşüme göre yarın Vatikan"daki Papa gibi olacak. Bize düşüncelerimizi kamuoyu ile paylaşma fırsatı verdiği için şahsınızda Samsun TIME Dergisi"ne teşekkür ediyorum.
Verdiğiniz değerli bilgiler için teşekkür ediyoruz.
 
Bu sayfayı paylaşın
 
 
MENAR MENTAL ARİTMETİK MERKEZİ DAHİ ÇOCUKLAR YETİŞTİRİYOR!
"Pide, Kebap ve Lahmacunu Hatipoğlu Restoran'da tadın!"
DEVECİ: SAMSUN İÇİN SİYASETTE HER ZAMAN VARIM
''Samsun'da Sağlık Turizmi'nin de öncüsü olacak''
Genel Müdür Arlı, "Samsun'u "Ağaç Yapılar" ile doğayla buluşturacağız"
 


''Samsun'da Sağlık Tur...
Özel Medicana İnternational Hastaneler Gurubu ile Samsun ekonomisine büyük katkılar sunan Borsan Şirketler Gurubu"nun ortaklaşa olarak, ülkemizin, Karadeniz Bölgesi"nin ve Samsunluların hizmetine... DEVAMI
DEVECİ: SAMSUN İÇİN Sİ...
Avukat Cemil Deveci, Samsun siyasetinin dinamik, renkli isimlerinden biri... Av.Deveci, Samsun"un; hukuk alanında da, medya dünyasında da ses getiren isimlerinden... Avukat Cemil Deveci ile Genel... DEVAMI
Dünyagöz...
Dünyagöz Hastaneleri göz ve göz hastalıkları alanında, ülkemizin ve dünyünın sayılı merkezleri arasında yer alıyor. Dünyagöz Gurubu, Sağlık kenti olma yolunda hızlı ve emin adımlarla ilerleyen Sa... DEVAMI
GENÇOSMANOĞLU: Demokra...
Demokrat Parti (DP) Samsun İl Başkanı Mustafa Gençosmanoğlu ile Dergimiz İmtiyaz Sahibi Süleyman Balcıoğlu dobra dobra bir söyleşi gerçekleştirdi. AKP iktidarı ve muhalefet partileri CHP ve MHP"y... DEVAMI